DERSLER / Alfabetik Derlemeler ve Dersler

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

وَ بِهِ نَسْتَعِينُ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ

DİNİ MESLEKLER VE CEMAATLER HAKKINDA ÖNEMLİ BİR SUAL

Senelerden beri bu manada sualler soruldu ve soruluyor. Zamanla da cevablar ve izahları verildi. Böyle sualler dikkatleri çektiği için iyi oluyor.

Önce şunu belirtelim ki din sahasına giren herhangi bir şey ve mesele hakkında din iyi diyorsa biz de iyi deriz. İyi değil diyorsa biz de iyi değil deriz. Bu düşünce şekli dinde şarttır. Çünkü dindeki hükümler Allah’ın sonsuz ilminden gelmiştir. Bu hükümlere karşı gerçek müslüman sadece dinleyici durumunda kalır. Aksi halde insan, dinden kopuk kalmak tehlikesine düşer. Özetle söylenen bu açıklamalar, bütün din büyüklerinin, yani İmam-ı Azam gibi zatların ortak hükmüdür. Bütün Müslümanları bağlar.

Sorunun özeti şöyledir: Zamanla ortaya çıkan dinî meslekler ve cemaatlerin dindeki yeri nedir? Bu dinî topluluklara din ne diyor?

Bu sorunun kısaca cevabı şudur:

Din sahasındaki cemaat ve meslekleri, din başlıca üç kısma ayırır.

Birinci kısım tasavvuf, yani tarikat meslekleri, yani akıl ve bilgiyi geliştirmekten daha çok, kalbdeki din duygularını geliştirmeye çalışan meslektir.

İkinci kısım ise: Akıl ve mantığı, yani Allah’ın varlığını akıl yoluyla isbat etmeye çalışır. İlm-i kelam adı verilen bu meslek, halk seviyesine inmez.

Üçüncü yani en birinci meslek,  cadde-i Kur’an ve veraset-i nübüvvet gibi isim ve tabirlerle anlatılan Kur’an yoludur. Evet Kur’an hem aklı çalıştırır ve iman bilgilerini verir,  hem kalbdeki din duygularını geliştirir. Yani Kur’an Allah’ın yarattığı göklerden ve dünyadaki varlıklardan çokça bahseder. Çünkü  Kur’an, Allah’ın varlığını ve birliğini ve sıfatlarını, bu varlıkların harika yaradılışlarıyla isbat eder ve bildirir. Gerçi Kur’an bütün iyilik ve kötülükleri anlatır, fakat iman bilgisine daha çok yer verir.

Kur’anın bu yolunu takib eden ve Onun en kuvvetli tefsiri olan Risale-i Nur kitabları dahi Kur’an mesleğinde gider. Buna dair birkaç örnek verelim.

Birinci örnek:

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَاْلاَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ وَ اِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ وَلكِنْ لاَ تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ اِنَّهُ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا

........Bu âyet-i muazzama gibi pek çok âyât-ı Kur'aniye, bu kâinat Hâlıkını bildirmek cihetinde, her vakit ve herkesin en çok hayretle bakıp zevk ile mütalaa ettiği en parlak bir sahife-i tevhid olan semavatı en başta zikretmelerinden, en başta ona başlamak muvafıktır.” Ş: 105

Bu âyet, Yedinci Şu’a olan Âyet-ül Kübra ismindeki kitabta genişce izah edliyor.

İkinci örnek: Rüzgâr ve havadan yani atmosferden bahseder şöyle ki:

وَتَصْرِيفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَاءِ وَاْلاَرْضِ âyetinin tasrihiyle, rüzgârın tasrifiyle hadsiz Rabbanî hizmetlerde istimal ve bulutların teshiriyle hadsiz Rahmanî işlerde istihdam ve havayı o surette icad eden, ancak Vâcib-ül Vücud ve Kadir-i Külli Şey ve Âlim-i Külli Şey, bir Rabb-i Zülcelali Ve-l İkram'dır der, hükmeder.” Ş:108

Üçüncü örnek: Bal arısının harikalığı hakkındadır. Şöyle ki:

وَ اَوْحَى رَبُّكَ اِلَى النَّحْلِ اَنِ اتَّخِذِى مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا Evet balarısı fıtratça ve vazifece öyle bir mu'cize-i kudrettir ki; koca Sure-i Nahl, onun ismiyle tesmiye edilmiş. Çünki o küçücük bal makinesinin zerrecik başında, onun ehemmiyetli vazifesinin mükemmel proğramını yazmak ve küçücük karnında taamların en tatlısını koymak ve pişirmek ve süngücüğünde zîhayat a'zaları tahrib etmek ve öldürmek hâsiyetinde bulunan zehiri o uzuvcuğuna ve cismine zarar vermeden yerleştirmek; nihayet dikkat ve ilim ile ve gayet hikmet ve irade ile ve tam bir intizam ve müvazene ile olduğundan, şuursuz, intizamsız, mizansız olan tabiat ve tesadüf gibi şeyler elbette müdahale edemezler ve karışamazlar. İşte bu üç cihetle mu'cizeli bu san'at-ı İlahiyenin ve bu fiil-i Rabbaniyenin, bütün zemin yüzünde hadsiz arılarda, aynı hikmetle, aynı dikkatle, aynı mizanda, aynı anda, aynı tarzda zuhuru ve ihatası, bedahetle vahdeti isbat eder.” Ş:155

Dördüncü örnek: Süt veren hayvanların ve hurma ve üzüm gibi meyvelerin Allahı bildirdiğini anlatan âyetlerden mesela:

وَ اِنَّ لَكُمْ فِى اْلاَنَْعَامِ لَعِبْرَةً نُسْقِيكُمْ مِمَّا فِى بُطُونِهِ مِنْ بَيْنِ فَرْثٍ وَ دَمٍ لَبَنًا خَالِصًا سَائِغًا لِلشَّارِبِينَ âyeti, ibret-feşan bir fermandır. Evet başta inek ve deve ve keçi ve koyun olarak süt fabrikaları olan vâlidelerin memelerinde, kan ve fışkı içinde bulaştırmadan ve bulandırmadan ve onlara bütün bütün muhalif olarak hâlis, temiz, safi, mugaddi, hoş, beyaz bir sütü koymak; ve yavrularına karşı o sütten daha ziyade hoş, şirin, tatlı, kıymetli ve fedakârane bir şefkati kalblerine bırakmak; elbette o derece bir rahmet, bir hikmet, bir ilim, bir kudret ve bir ihtiyar ve dikkat ister ki; fırtınalı tesadüflerin ve karıştırıcı unsurların ve kör kuvvetlerin hiçbir cihetle işleri olamaz. İşte böyle gayet mu'cizeli ve hikmetli bu san'at-ı Rabbaniyenin ve bu fiil-i İlahînin, umum rûy-i zeminde, yüzbinlerle nevilerin, hadsiz vâlidelerinin kalblerinde ve memelerinde aynı anda, aynı tarzda, aynı hikmet ve aynı dikkat ile tecellisi ve tasarrufu ve yapması ve ihatası, bedahetle vahdeti isbat eder.

Üçüncü âyet: وَمِنْ ثَمَرَاتِ النَّخِيلِ وَاْلاَعْنَابِ تَتَّخِذُونَ مِنْهُ سَكَرًا وَرِزْقًا حَسَنًا اِنَّ فِى ذلِكَ َلآيَةً لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ Bu âyet, nazar-ı dikkati hurma ve üzüme celbedip der ki: "Aklı bulunanlara, bu iki meyvede tevhid için büyük bir âyet, bir delil ve bir hüccet vardır." Evet bu iki meyve, hem gıda ve kut, hem fakihe ve yemiş, hem çok lezzetli taamların menşe'leri olmakla beraber, susuz bir kumda ve kuru bir toprakta duran bu ağaçlar, o derece bir mu'cize-i kudret ve bir hârika-i hikmettir ve öyle bir helvalı şeker fabrikası ve ballı bir şurub makinesi ve o kadar hassas bir mizan ve mükemmel bir intizam ve hikmetli ve dikkatli bir san'attırlar ki; zerre kadar aklı bulunan bir adam, "Bunları böyle yapan, elbette bu kâinatı yaratan zât olabilir." demeğe mecburdur.” Ş:156-157

Dördüncü örnek: Ana karnındaki yavruların yaradılış harikalığına dikkat çekip Allah’ın varlığına ve sıfatlarını  bildiren şu âyet:

يَخْلُقُكُمْ فِى بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْ خَلْقًا مِنْ بَعْدِ خَلْقٍ فِى ظُلُمَاتٍ ثَلاَثٍ ذلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ لَهُ الْمُلْكُ لاَ اِلهَ اِلاَّ هُوَ فَاَنَّا تُصْرَفُونَ

اِنَّ اللّهَ لاَ يَخْفَى عَلَيْهِ شَيْءٌ فِى اْلاَرْضِ وَلاَ فِى السَّمَاءِ هُوَ الَّذِى يُصَوِّرُكُمْ فِى اْلاَرْحَامِ كَيْفَ يَشَاءُ لاَ اِلهَ اِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

..... mezkûr âyetlerin ferman ettikleri gibi; üç karanlık içinde bütün vâlidelerin erhamında insanların suretlerini ayrı ayrı, mizanlı, imtiyazlı, zînetli ve intizamlı olarak, hem şaşırmadan, yanlış etmeden, karıştırmadan basit bir maddeden açmak ve yaratmak olan fettahiyet ve umum rûy-i zeminde aynı kudret, aynı hikmet, aynı san'atla umum insanları ve hayvanları ve nebatları ihata eden bu feth-i suver hakikatı; vahdaniyetin en kuvvetli bir bürhanıdır. Çünki ihata etmek bir vahdettir, şirke yer bırakmaz. Ve Birinci Bab'da vücub-u vücuda şehadet eden ondokuz hakikat nasılki vücudlarıyla Hâlık'ın vücuduna delalet ederler; öyle de, ihatalarıyla da vahdete şehadet ederler.” Ş:167-168

Daha bunu gibi yüzlerce tefekkür âyetleri var. Gösterilen örnek âyetlerden Kur’anın esas mesleğini anlamak için yeterli gördük. Bu âyetlerin ve benzeri diğer pekçok âyetleri derin ve geniş manalarını etraflıca anlatan kaynak kitablardaki açıklamaları okudukça artan bilgi dercesi ile bütün bu varlıklar adeta bir kitab okur gibi onlardaki ince manalar anlaşılmaya başlar. Bu kitabları ilk okuyanlar, bu mana inceliklerini hemen anlamaz. Fakat Risaleleri okumaya devam edenlere manalar yavaş yavaş anlaşılmaya başlar.

Baş tarafta kısaca anlatılan tasavvuf, yani kalbdeki duyguları esas alan veya aklı esas alan ilm-i kelam mesleklerinde, Kur’anın esas aldığı anlatma tarzını, o zamanın toplum seviyesi itibariyle o iki meslek esas almamıştır. Şimdi yani bu zamanda ise, Kur’anın topluma ders verme tarzına ihtiyac vardır. Çünkü fen bilgileri yaygınlaşmıştır. Hem bu sebebledir ki, Kur’an mesleğini takib eden Risale-i Nur kitabları çok geniş çapta ve her sınıf insanlarca okunmaktadır.

Bu dersi indirmek için tıklayınız.

Yukarı Çık