801- EMANET امانة : Eminlik, İstikamet üzere bulunmak. * Birisine koruması için teslim edilen şey. Birisine bir şeyi koruması için bırakma. Emniyet edilip inanılan şey. * Başkasının hukuku emniyet edilip, inanılabilen. * Osmanlılar devrinde bazı devlet dairelerine verilen isim. Şehr emaneti, Rusümat emaneti gibi..

Milletin emniyet ederek biat ettiği (rey verdiği) siyasî iktidarın yüklendiği devlet idaresi de gayet mesuliyetli, millî ve dinî bir emanettir. (Bak: Biat)

Dinimiz, emaneti ehline bırakmamızı emreder. İdare makamları da birer emanettir. Hz. Ömer (R.A.) halifelik makamına getirilince şöyle demiştir: “Ey insanlar! Ben Allah ve Peygamberimize itaat ettiğim müddetçe, siz de bana uyun ve itaat edin. Doğru yoldan saparsam, kılıçlarınızla beni doğrultun.” (Bak: Hıyanet)

Bir atıf notu:

-Emanet-i Kübra tabirinin bir cihette tarifi, bak: 818, 819, 1325.p.lar.

802- Bir âyet-i kerimede şöyle buyuruluyor:

«(23:8)وَالَّذ۪ينَ هُمْ ِلاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۙ Ve onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler. Emanet yalnız mala münhasır değildir. Bütün tekalif-i şer’iyye, hukukullah ve hukuk-u ibad, vekaletler, velayetler, me’muriyetler dahi emanetler cümlesindendir. Ahid de, gerek Allah’a ve Peygamber’e ve gerek nâsa karşı olan mukavelat ve taahhüdata şamildir.» (E.T.3429)

Hem yine Kur’anda: «(4:58) اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُكُمْ Allah size şunları muhakkak emrediyor: اَنْ تُؤَدُّوا اْلاَمَانَاتِ اِلٰٓى اَهْلِهَۙا Biri, emanetleri ehline vermeniz; وَاِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ اَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِۜ biri de, insanlar arasında hükm ü hükümet ettiğiniz vakit adaletle hükmetmeniz.

803- Emanet, esasen insanın emin ve mutemed olması, yani kendine maddi veya manevi herhangi bir şeyin itminan-ı kalb ile korkusuz bir surette teslim olunabilir ve arzu edildiği zaman salimen alınabilir bir halde bulunması manasına masdar ve hasıl-ı masdar olduğu gibi, insanın bu haysiyet-i emanetine gerek Allah ve gerek kullar tarafından herhangi bir suretle bırakılmış olan şey’e de masdar bil-mana mef’ul olarak isim olmuştur. Hukuk-u hususiyeye taalluk eden ve emniyete tevdi’ olunan vedia vesaire, emanattan olduğu gibi, umur ve hukuk-u ammeye taalluk eden cihad, menasıb, velayet, imamet ve icra-i hükümet, nasihat, ifta dahi emanattandır...

804- Bu âyetin evliya-i umûr hakkında nazil olduğu da mervidir... Bu suretle ümera ve hükkam, bütün evliya-i umura, umum içinde veya suret-i mahsusada eda-i emanât ve adalet ile icra-yı hükm ü hükümet emredildikten sonra şimdi de sair ehl-i imana da bunları yapan ulül’emre itaatı ve fakat suret-i müstakillede değil, Allah’a ve Peygamber’e itaat tahtında itaatı, şu hitab-ı âmm ile emrediyor.» (E.T.1370-1373) (Bak: Ulu-l Emr)

805- Kur’an emanete riayet edenleri medheder. Ezcümle:

«(70:32) وَالَّذ۪ينَ هُمْ ِلاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۙ Emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler. Kavilden, halden, fiilden, maldan, hukukullahdan, hukuk-u ibaddan kendilerine emanet edilen şeylere ve Allah’a ve kullarına, ehline, iyaline, milkine, komşusuna, yakınına, uzağına vermiş olduğu ahd ü and’a sadakatla riayet eder, onları ihlal etmekten sakınırlar. Hukuk-u Şer’in hepsi emanat olduğu gibi Allah Teala’nın kullara vermiş olduğu aza ve emval ve evlad ü iyal ve mansıb ü ikbal vesair nimetlerin hepsi de emanettir. Onları mevzuunun gayrıda istimal edenler emanete hıyanet etmiş olurlar.» (E.T.5360)

Bir hadiste de mealen şöyle buyuruluyor: «Emanet zayi edildiğinde kıyameti bekle Denildi ki: Emanetin zayi edilmesi nasıl olur? Buyurdu ki: Vazife, ehlinden başkasına verildiği zaman kıyameti bekleyin.»1

Kur’an (2:283) âyeti, emanete riayeti, (8:27) âyeti de, emanete hıyanet etmemeyi emreder.

 

1 R.E. sh: 53 ve Sahih-i Buhari 3. kitab-ul ilim, 2. bab

Yukarı Çık